23 Oca 2010

ben

geçen gün inflack yazmış.. şimdiki liselilerle kendi lise çağını karşılaştırmış..
ben de bu yazıdan yola çıkarak ilkokul, orta okul ve lise yıllarımdan derlemeler yapmak istedim...


ilkokul:

bildiğin ezik idim. daha doğrusu yan sınıftaki kızlara nazaran. yoksa okulun tümünü tanırdım(onlar beni tanımazdı ama olsun), sınıf içinde ilkokul için süper denebilecek arkadaşlarım vardı.dersimize giren hocaların gözbebeğiydim çünkü notlarım oldukça yüksekti(hayır burda ow beybi ben muhteşemim havası yaratmaya çalışmıyorum, oturup mal mal ders çalışıyodum ona dikkat çekmek istedim). hiç bi zaman hocalarımdan "camenta böyle yaramaz, camenta böyle tembel" diye şikayet almadı ailem. çok konuşuyor da demediler. hiç konuşmazdım derslerde ben. konuşanlara "susar mısın ders dinliyorum" diyen, sevilmeyen arkadaş tipindendim. en uçarı davranışım, dersin ortasında bi gerizekalının bana küçük kağıtlar atmaya başlamasıyla benim sinirlenmem, aynı şekilde kağıtları top haline getirip suratına fırlatmam ve olayın tenefüste kızlar erkekler çatışmasına dönüşmesiydi. 3. kattan bahçeye kadar süregelen, tenefüs sonunda bahçenin bembeyaz olmasıyla sonuçlanan bi kağıt savaşıydı bu. zil çaldığında hepimiz sınıfa koştururken bi hocanın beni ensemden yakalaması, bahçeyi sen toplicaksın demesi, ve benim 3. sınıf gerzekliğimle "yooo, sen toplaağğğ" deyip kaçmamdı. bunu duyan sınıf hocamız beni yanına çağırmıştı ve dersin ortasında o kadının bulunduğu sınıfa giderek ondan özür dilememi istemişti. girdiğim sınıf 4. sınıftı ve inanılmaz bi eziklikle özür dilemiştim. en korktuğum an ise 5. sınıfta erkeklerin müzik dersinde tahtaya çıkıp ricky martin eşliğinde dans etmesi sırasında benim kahkaha dozunu kaçırıp sıradan düşmem üzerine tenefüste o erkek grubunda bulunan sınıfın belalısı tipin beni tenefüste boğazlamasıydı. altıma edebilirdim o an. zaten o günden sonra 1 dönem boyunca "her sorduğumda saati söylicennn" şeklinde bi ceza almıştım o bebeden.
-yani genel olarak, hatta %98 başarılı, sakin uslu bi kızdım.

ortaokul:

benim erkeklik yıllarım diye tabir edilebilir bu geçen 3 yıl. okul değiştirmiştim, ve yeni bir ortam beni gerim gerim gerecekti. gel görki 5. sınıfta bana saat cezası veren yarım akıllı da o okula geçmişti. zaten onu gördüğümde oradan topuklamak istemiştim. neyseki aynı sınıf değildik, bu salak 5 sene özelde okumasına rağmen hiç ingilizce bilmiyo olarak kabul görmüştü çünkü. neyse, bu dönemde ben pek kız gibi görünmüyodum. kızlar o dönem bana inanılmaz salak geliyolardı. yeni yeni makyaj hevesleri, etek kıvırmalar falan. zaten bunları o zamandan yapanlar şimdilerin popüler kaşarları oldular. o bakımdan erkeksi tavırlarımdan dolayı kendimi kutluyorum. 7. sınıfta okuldaki erkeklerden daha ciks kramponlarım vardı lan düşün. zaten küçükkene bale yapmamın vermiş olduğu kaslı bacaklarım sayesinde hiç de eğreti durmuyodu. ama o kramponları küçülünce ağlaya ağlaya verdim kardeşime. o derece tutkuyla bağlıydım. bordo kramponlarım.... yaz kış demeden giydim ben onu. sonra bi de okulun önünde takım renklerinde eşyalar satan bi amca vardı. her gün ama istisnasız her gün gidip sarı-kırmızı eşyalar aldım. bayrak olsun, kupa olsun. paramızın yarısı o adama gitti yani. ayrıca herkesten çok futbolcu kartım vardı. lise 1 e kadar gururla sakladım ben onları. sonra kız olduğumun farkına vardım.
ilk BİRimi ortaokulda aldım. 6. sınıfta. ama notlar şu şekileydi benim o dersten: 92, 36, 95, 91. 36 ne çirkin duruyo di mi lan orda. o 1 olmasaydı ben okulda ilk 3'e giricektim. hala acısı içimdedir. nedendir bilmiyorum ama çalışasım gelmemişti hiç. günlerce söyleyememiştim anneme ve babama. annem veli toplantısında öğrenince bildiğin ağzıma zıçmıştı da günlerce ağlamıştım.
-bu geçen 3 seneyi de başarılı, erkek görünümlü kız olarak özetleyebiliriz.

lise:

resmen 3-0 önde başladım liseye. hem bursluydum hem de en çalışkan öğrenciler sınıfında kendime yer edinmiştim. ingilizcede de kurlara ayrılmıştık ve ben gene en iyi bilenler sınıfındaydım. zaten hiç bi zaman dil dersleriyle problemim olmamıştı. asıl sorunum fen derslerinde olacaktı ki, bunu lisenin ilk dönemlerinde pek anlamamıştım. babamların arkadaşlarının olduğu her ortamda burslu camenta diye anılırdım, ve ne yalan söliyim bundan çok kaymak yedim. o ortamlarda en çok ben sevildim falan. zaten babamın arkadaşlarının çocukları arasında "wöeh" tarzı çalışkan olan 2 kişi vardır. onlarla da pek görüşemiyoduk. yani ortamın zeki kızıydım. lise 1 başlarında göz kalemini keşfettim, ama hiç bi zaman hafta içi sürüp de gitmedim bunu. kuralları biliyodum ve kurallara karşı gelmek isticeğim son şeydi. süt dökmüş kedi misaliydim. gerçi bunun acısını evde anne ve babama çirkefleşerek gösteriyordum. o dönemde popülerlik anlayışı benim için pazar günü arkadaşlarınla buluşabilmekti. hiç yapmadım. hiç popüler olmadım bu mantıkta. pazar günü benim için hep aile günü olmuştur. pazar kahvaltıları, pazar gezileri. özeldir hala benim için pazar. çok fazla pazarları insanlarla buluşmak istemem hala. sınıfımda inanılmaz gruplaşma vardı. ama ben hiç bi gruba mensup değildim. hatta capon, ki kendisi liseden tanıdığım, şimdi üniversitede en yakın arkadaşım, beni şu şekilde özetler her insana: garibim bu en arka en köşede oturur test çözerdi, arada bi gözlüğün üstünden sınıfı süzer, sonra gözlüğünü düzeltir gene teste dönerdi. lisenin özeti resmen budur. derslerde asla çıkarmadığım, çünkü çıkarırsam kör gibi hiç bişi göremiyorum, gözlüğüm, test kitabım ve ben. güzel bi üçlüydük. benim lisedeki grubum bunlardı. asosyaldim demiyorum, ama ne biliyim gene olsa gene aynı şeleri yapardım çünkü sınıf arkadaşlarım tam bir maldı. ne konuşacaktım ki... herkes bi havalı olma triplerindeyken ben oturur ders çalışır, müzik dinlerdim. asla marka takıntısı olan bi insan olmadım. ya da asla eteğini kıçına kadar kıvıran minik kaşar peynirlerinden. normaldim ben. çok normaldim hemde.


kısacası ben hayatın tadına üniversiteyle varmaya başladım. bi kere ünv. başlamadan hemen önce marul gibi süper biri girdi hayatıma. onun benim hayata bakışımın değişmesinde rolü çoktur. 2.5 senedir bi şekilde kendimi ortamlara sokabiliyorum, insanlarla konuşabiliyorum, rahatım bu konuda. şu anki arkadaş seçimlerimden hiç pişman değilim, öncekiler iğrençti. okuduğum yerden pişman değilim. baba parasıyla okuyo diyenlere baba parasıyla okuyanların ortalamalarına bakıp, sonra benimkilerine bakmalarını tavsiye ediyorum falan. bi şekilde notlarımı yüksek tutmaya çalışıyorum. o hırsım hiç azalmadı. bende değişen arkadaşlığa bakış açım oldu. az öncede dediğim gibi bir de değişmemi maruluma borçluyum...


işte ben buyum...

3 insan evladı "Durun siz kardeşsiniz!" demiş:

Volkan dedi ki...

bayanların değişimden, gözlemlediğim kadarıyla genelde erkekler rol oynuyor. iyi anlamda da kötü anlamda da. sen iyi anlamda değişmişsin işte ne güzel :)

DuyguDaşdan* dedi ki...

O etek kıvırma olayını hangi zeki arkadaş bulduysa artık ahsaushD

...camenta... dedi ki...

kaşar peynirlerinin öncülerinden olsa gerek :D